 |
| Müzik / mp3 |
|

| |
| Film Gösterimi |
 | |
| Kimler Online? |
Şu an sitede, 24 ziyaretçi ve 0 üye bulunuyor.
Henüz üye değilseniz, Buraya tıklayarak ücretsiz kayıt olabilirsiniz. | |
| Derwêş Serhedî |
 | |
| Diyarbekir Zindanı |
 | |
| Resim Galerisi |
| |
|  |
Makaleler • Yazılar • Haberler
|
|
Kürtçe dışında yasaklı diller! • Çetin ÇEKO
1983-1991 yılları arasında tam sekiz yıl boyunca Azerice, Gürcüce, Kazakça, Estonca, Hırtavca, Boşnakça, Letonca ve daha burada ismini telafuz etmediğim bir çok dille Türkiye'nin siyasi sınırları içinde, düşüncelerin açıklanması, yayılması ve yayınlanmasının yasak olduğunu biliyor muydunuz? "Kürtçe'yi biliyorduk da, diğer diller nereden çıktı" diyecekseniz! 12 Eyül cuntacılarının 1983 yılında çıkardıkları 2932 sayılı yasanın 2. maddesi aynen şöyle; "Türk devleti tarafından tanınmış bulunan devletlerin resmi birinci dilleri dışındaki herhangi bir dille düşüncelerin açıklanması, yayılması ve yayınlanması yasaktır." >>Devamı>> |
|
Eger ronakbîr ev´bin…! • Mesud Zîlan
"Wek Kurdekî jidayîkbûyê Bakûr û xwedan helwêsteke Kurdistanî ku çendîn sal e li Slêmanyê dijîm, ez bi helwêsta vî wezîrî û wan ronakbîran ne şaş û ne jî mitmayî dimînim. Ez vê helwêst li hember kurdên derveyê Slêmanyê û vê nihêrîna li kurmancîaxêvan 6 sal e her roj dijîm. Di beyana Dilşad Evrihman û wan 53 ronakbîran tişteke nû ji bo min nîne.
Lê guman jî nîne ku munaqeşe û bîrkirinek ji nûve li ser modela çareserîya pirsa Kurd ji her demê zarûrîtir bûye. Kurdistana Federe û Dewletek Kurdî gotinên pûç û vala´ne. Ta ku kurd naveroka van dirûşman danegirin, ev dirûşm bêmanene. Lema me pêwîstî bi modêlek heye: Dewletên Yekgirtîyê Kurdistanê" >>berdewam>>> |
|
Makaleler
|
HAK-PAR Program ve Tüzüğü/Kriterler/Yapılanlar-Yapılamayanlar (III) • İbrahim GÜÇLÜ
"HAK-PAR, ideolojik ve illegal partilerin devamı, onların siyasetlerini legal ve açık alanda yürüten bir parti olarak değil, yeni bir mücadele örgütü olarak yapılandırıldı ve kuruldu. Bu rasyonel ve kriter üzerinden hareket edildiği zaman, hazırlanacak program ve parti hukuku, ciddi bir konsept olarak ortaya çıktı..." >>devamı>>
|
Koma Denge Zaroken Amede’e selam olsun • İsmail Beşikçi
"Koma Denge Zaroken Amede, yaşları 12-17 arasında değişen bir müzik grubudur. 2006 yılında,, Diyarbakır’da, Sur Belediyesi bünyesinde kurulmuştur. Sur Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş, “iki dillilik, çok dillilik” çalışmaları nedeniyle İçişleri Bakanlığı tarafından görevinden alındıktan sonra, çalışmalarını... >>devamı>> | |
|
Makaleler ve yazılar II
|
Sarp Kuray MİT ajanı mı? / B.RODİ
Bir süre önce Türkiye'de yayınlanan ”KOD ADI SUSURLUK” adlı kitapta , Kutlu Savaş’ın, raporuna ve meclis soruşturma komisyonu tutanaklarına yansıyan MİT kontra daire başkanı Mehmet EYMÜR ile Sarp Kuray’ın ticari ilişkileri insani şaşırtıyor. Ayrıca; Eymür´ün ortakları arasında Sarp Kuray’in dışında Korkut Eken de var. Hepside ünlü. Korkut Eken ”terörle” mücadelenin başı, Eymür MIT kontra daire başkanı, Sarp Kuray PARTIZAN YOLU`un tepesinde örgütünün liderliğini yapmış biri. Bu üçünün aynı şirketin çatısı altında olması da ilginç. >>devamı>>
|
Uluslararası Frankfurt Kitap Fuarı'na Irkçı Şoven Türkiye “Misafir” Gidiyor? • Ahmet ÖNAL
"Frankfurt Kitap Fuarı’na katılacak, ‘Misafir Ülke’ Türkiye Organizasyon Komitesi, genel standın ismini tespit etmek üzere toplanır ve ulusal- uniter, tekçi zihniyeti çağrıştırır şekilde; “Türkiye Ulusal Standı” ismini kullanmayı tespit eder. Tabi bu isim altında Fuarı’a katılmak bile, biz Kürt ve Kurdistanî yayıncılar açısından sıkıntılı olmanın da ötesinde, yayın hedeflerimize, ereklerimize ve bizi biz yapan kimliğimizin ve şuana kadar katlandıklarımızın inkarı ve reddi anlamına geleceği için..." >>devamı>> | |
|
Makaleler ve yazılar III
|
Konferans liser Şêx Fexrê Adiyan / Telim Tolan
 Ku guhdarya rewşenbîrya Kurdî bikşînin ser wê edebê, komîtêên rêvabir û rewşenbîrî yên MALA ÊZDIYAN biryar dan îsal, dewya salê bi têma: " Şêx Fexrê Adiyan wek fîlîsof, qewlvan, helbestvanê Kurdên êzdî yê sedsala 12an ."Konfêranseke edebyetzanî-zanistî daxe. Em bi organîzekirna vê Konfêransê berbirî înstîtûtên kurdî, komelên çandî, dîrokî, hunurî usa jî edebyetzan, nivîskar, zaneyên gelê xwe yên heçar perçê Kurdistanê û dervayî welêt dibin mera bibin alîkar, berê xwe bidine vê edeba gelê xwe. Eger berhemên wan yên wî werî da hene beşdarî Konfêransê bibin. >>berdewam>>
|
Hükümete Çağrı: Mesir Macunundan Biz de Payımızı İsteriz / METİN AKTAŞ
".... hayat pahalılığından, yoksulluktan işsizlikten, antidemokratik uygulamalardan bitap düşerek bir türlü çiftleşip doğum yapmayan pandalara dönmüş yurttaşlarımızın üremelerini hızlandırmak için katı bir muhafazakar olan Bülent Arnıç beyle Manisa’da halka avuç avuç mesir macunu dağıtan “demokrasi kahramanı “ başbakanımız her alanda olduğu gibi çoğalmasını istediği yurttaşlarımız arasında da adaletsizlik yapmaktadır. Ülkenin bir kesiminde yaşayan yurttaşlarımız için çoğalın fetvaları verirken ülkenin bir bölümünde ise nüfusun çoğalmaması için büyük bir gayretkeşlik içindedir, hükümet ve başbakanımız. " >>devamı>>>
| |
|
Karanlıktaki Adam / Bir Mossad Tarihi adıyla Türkçe'ye de çevrilen kitapta MOSSAD Başkanı, Öcalan'ın yakalanmasından sonra Avrupa'daki Kürtlerin tepkisini dindirmek için ilginç bir yola başvuruyor.
"Kara Kuvvetleri Komutanı İlker Başbuğ, geçen yıl bu çalışma başladığında amacın "terörle mücadelede devamlılığın sağlanması" olarak açıklamıştı. Yani ordu küçülürken tek amaç "daha iyi öldürebilen bir ordu"ya sahip olmak."
Özgür-Der Diyarbakır Şubesi'nin her ay periyodik olarak hazırladığ aylık insan hakları raporu yayınlandı. Raporda şu bilgiler yer almakta.
'Nefes darlığı şikâyeti' ile Özel Keçiören Hastanesi'ne götürülen 14 yaşındaki Rojda E.'nin isminin Kürtçe olmasından dolayı muayene edilmediği ileri sürüldü. İddialara yanıt vermek istemeyen hastane yetkililerinin, Rojda'nın annesini arayarak, 'Zaten ortam gergin, bu tür haberlere gerek yok' dediği belirtildi.
Türkiye'de gerçek anlamda sivil toplum henüz yok; çünkü sivil zihniyet yok. Ancak bir gün olacak; olmak zorunda kalacak. Çünkü dünya eski dünya olmadığı gibi, devletler eski devlet, milletler de eski millet değil. Hak kavramı değişti. Bireysel haklar, devlet haklarının önüne geçti. Bizdeki devlet geleneğine çok da ters bir durum değil bu aslında.
Ne tuhaf değil mi? Bir yandan iktidar partisine yönelik kapatma davası devam ediyor. Öte yandan özellikle dış politikada çok önemli adımlar atılıyor. Türkiye'nin Lübnan konusundaki sıcak ilgisi devam ediyor. Suriye ile ilişkilerde yeni adımlar atılıyor. İran konusunda hissedilir derecede artan baskıya rağmen Türkiye dengeli yaklaşımını korumaya çalışıyor.
Yasal bağlamda tanımı düzgün yapılmayan, pratik açıdan köşesi kenarı belli olmayan tüm belirlemeler, yorumcuların haleti ruhiyesine göre tercüme edilirler… Bu tespit yazılı olan tüm metin türleri için geçerlidir. Mesela Türklük kavramı her şeyden önce soyut bir kavramdır. Her açıdan muğlaktır. Keyfi yorumlara açıktır. Hiç kimse bunun tam olarak ne anlama geldiğini bilemez…
"Adapazarı linç kalkışmalarının son iki yıl içindeki beşinci perdesi 27 Nisan akşamı güvenlik içinde (!) sergilendi, bir kişinin ölümüyle sonuçlandı saldırılar. Halkın güvenliğinden sorumlu olanlardan soyadıyla müsemma bir üst düzey emniyet görevlisinin, 1996'da öldürülen gazeteci Metin Göktepe cinayeti davasında yargılanmış olduğunu öğrenmek 40 yıllık malumun beyanı olsa da, yine de ürpertici değil mi?"
"Türkiye bize karşı olan tutumunu değiştirmiş durumda. Bu tutum değişikliğinden oldukça memnunuz. Fakat bizim şuan yaşanan savaşta taraf olacağımızı da kimse düşünmesin. Kesinlikle olmayacağız. Türkiye ve Kürdistan heyetleri arasında başkent Bağdat’ta gerçekleşen görüşme ise iki taraf arasındaki ikili ilişkilerin gelişmesi açısından çok önemli bir adımdı. Bu tür olumlu adımların devamını diliyoruz”
Açılan kapatma davasının ardından AKP'ye bir haller oldu, yeniden demokrasi şampiyonluğuna soyundu sevgili iktidar partimiz. Ne zamandır Avrupa Birliği yollarına gül dökmez, sularından içmez olmuştuk, unutuyorduk az kalsın AB'nin yolunu.
Türkiye’nin özellikle Kuzey Irak politikası iniş ve çıkışlarla dolu. Bir süre öncesinde Barzani ve Talabani, en yakın dostlarımızdılar. PKK’ya karşı bizlerle birlikte savaşırlar ve Ankara’da kırmızı halılarla karşılanırlardı. Türkiye, Kuzey Irak’a yardım eder, hem askeri hem de ekonomik destek verirdi. Kürt iş adamları Türkiye’de oturur. İstanbuldan işlerini takip ederlerdi.
Hatırla Sevgili dizi filminde Deniz Gezmiş’in idam sehpasına çıkarken haykırdığı son sözleri sansürlendi. Bu, haklı olarak büyük bir tepki yarattı. Zira bilineni, tarihe mal olanı gizlemek, üzerinden atlamak mümkün değil! Konu bir süreden beri tartışılıyor, yazılara ve programlara konu oluyor. Dizi yöneticileri; “Çekimde Deniz Gezmiş’in son sözleri vardı, ancak televizyon yönetimi diziden Deniz Gezmiş’in söylediği son sözlerin bir bölümünü çıkarmış” açıklamasında bulundu.
Tutuklu bulunduğu Çorlu Askeri Cezaevi'nde "çürük" raporu verilerek, "barış döneminde askerlikten muaf tutulan" vicdani retçi Halil Savda, raporun kendi idaresi dışında verildiğini açıkladı. Vicdani ret tutumunu sürdürdüğünü belirten Savda, "Savaşta da, barışta da askerlik yapmam" dedi.
"Evet, bu bir dönüm noktasıdır. AKP, bundan böyle hızla düşüşe geçecektir. Şu andan itibaren, artık karşısında çok çeşitli, hatta zıt eğilimlerde geniş bir muhalefet cephesi bulacaktır. Seçimlerden bu yana ordu ve Asıl Devlet Partisi’yle girdiği ittifakta onu kurtaramayacak, tersine bu ittifak onu dibe çeken en büyük etken olacaktır. "
Kürt sorununun çözümünde bir umut olabilmesi için 3. Selim dönemine bir bakılmalı. Kürt sorununa dair çözüm önerileri ve paketleri yine Türkiye’nin gündemine girmiş bulunuyor. 1990’lardan beri ne zaman sınır ötesi operasyon yapılsa ardından çözüm önerileri ve paketler konuşulmaya başlanıyor. Bugünlerde yine çözüm paketlerinden konuşulmaya başlandı. Fakat işin enteresan yanı henüz görünen, açılan hatta duyulan bir paket bile ortada yok. Hiç olmazsa eskiden önce paketler açılır, onun üstüne konuşulurdu.
Bolivya’da ülkenin en zengin bölgesi Santa Cruz’da özerklik için düzenlenen referandum, ülkedeki gerilimi artırdı. Bolivya’nın zengin kaynaklarını barındıran eyaletlerin yöneticileri, Devlet Başkanı Morales’in “adil dağıtım” planlarına karşı başlattıkları özerklik girişimi ile halkçı lidere geri adım attırmak istiyorlar. Morales ise referandumun yasadışı olduğunu söyleyerek bölge valilerini konuyu müzakere etmeye çağırdı.
"140. maddede ısrar eden, Kerkük’ün Kürt şehri olduğu konusunda geri adım atmayan, nüfus olarak çoğunluğu ele geçiren Kürtlerin bu tavır değişikliğinin bir karşılığı var: Kerkük ve Musul civarındaki bazı il ve ilçeler Kürt bölgesine dâhil edilecek. Bu da Kürtlerin 140. Madde çerçevesinde öngörülenlerin yüzde 70’ini elde etmeleri anlamına geliyor. "
"Kurşuna dizilen mağdur yakınlarının açtığı davada, kışlaya ‘Mustafa Muğlalı’ adının verilmesini kim savunuyor? Savunma Bakanlığı... Savunma Bakanı AK Parti Hükümeti’nin üyesi değil mi? Savunma yapmak yerine neden ismin kışlaya verilmesini önlemiyor? Garipliği durdurmak yerine savunmak niye... "
Osmanlı Devleti'nde olduğu gibi Türk Devleti de bugün askerî vesayet rejimi ve polis-devlet anlayış ve uygulamalarıyla (Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu'ndaki son değişiklikler, 301. maddeye yapılan makyaj, 1 Mayıs kutlamalarına karşı takınılan ceberut tavır ve faşizan polis uygulaması) tarihsel gelenek ve çizgisi doğrultusunda çelikten bir devletin bütün niteliklerini taşımaktadır.
Türkiye-Avrupa Birliği Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı Joost Lagendijk'in İzmir'de verdiği konferansta CHP'yi eleştirmesiyle başlayan polemik sertleşti. İşte Lagendijk'in CHP'ye cevabı...
Kovara Bîr'de yayınlanan DDKO Dosyası;
Nokta Dergisi'nde Kürt tarihinin gizli kalmýþ bir sayfasý: "1960 - SÝVAS KAMPI"
ÝSTANBUL (18.01.2007)- 27 Mayýs 1960 darbesinden dört gün sonra Kürt illerinde tutuklanan 485 kiþi Sivas Kabakyazý'da bir kampta toplandý. Bu topluluðun içinde bölgenin tanýnmýþ ailelerinin fertlerinin yaný sýra aða ve þeyh sýfatý taþýyanlar da yer alýyordu.
47 yýl sonra ilk kez yayýmlanan fotoðraflarla Sivas kampýnda yaþananlar Kürt sorununda gizli kalmýþ bir milat olarak Nokta Dergisi muhabiri Nevzat Çiçek tarafýndan derginin son sayýsýnda gözler önüne serildi.
Eski TBMM baþkaný Hüsamettin Cindoruk'un, "Ayrýlýkçý Kürt ideolojisi" olarak tanýmladýðý ve bugüne kadar gizli kalan Sivas kampýnda yaþananlar aslýnda Kürt sorununun neden bu kadar çýkmaza sürüklendiðini de bir göstergesi. Nokta Dergisine göre iþte Sivas Kampý'nýn perde arkasý: >>Devamý... >>
|
|
| |
| Komal Yayınları |
 | |
|